Psikoloji

ÖZGÜR BIRAK BENİ!

İtiraf ediyorum, ben bağımlı bir kadınım! Sırtımı yaslayabileceğim birini bulduğum an yaratmayı, üretmeyi, çalışmayı bırakarak, geliştirmenin stresinden kaçmaya, ‘ben’den uzaklaşmaya, toplumsal beklentilerin kurbanı olmanın tartışılmaz rahatlığına kendimi kaptırdım. Çünkü ev işleri yapmak, yazmaktan; gözleri doyurmak, yaşamak için yemekten daha kolay benim için. Üstelik sorgulamamı gerektiren bir durum da yok. Evet, ben aslında mutlu olma(ma)nın yolunu buldum!

Neden evlilikle korunacağımızı, mutluluğun tek anahtarının bir başka insanın bir parçası olmaktan geçtiğini öğrettiler bize? Kendini gerçekleştirme yolculuğumuzu baltalayan geleneksel öğretiler, sorumluluk almanın, birey olabilmenin, söz alabilmenin üstesinden gelebilmemiz için kendimizi yetersiz hissetmemize neden olmadı mı?

Hadi kabul edelim, özgürlükten kaçıyoruz! içten içe, bir ‘koruyucunun’ güvenli kollarına sığınmayı, bizim yerimize düşünmesini, bizim yerimize kazanmasını, bizim yerimize savaşmasını ‘seviyoruz’. Suçlu biz miyiz? Hayır! Kendimize karşı dürüst olalım mı? Burda konuşan sadece
içdünyamız…

Kabullenmesi zor farkındayım… ‘Uslu çocuk, iyi kız, akıllı genç, iyi eş, iyi anne..’lerin içine hapsolduk. Maskeleri çıkarınca can acıtan şu gerçeği görebiliyorum: ‘Kim olmak isterdim? Neye inanıyorum? ‘ Bu çok çarpıcı, korkutucu bir an olabilir. Ve aynı an, hapsolmak zorunda bırakıldığımız
kalıplardan sıyrılmanın bir başlangıcı, özgürlüğe atılan belki ilk adım olacaktır. Kötü ihtimal, bunun ürkütücü olması, geri çekilmemize ve o ‘güvenli’ limana geri dönmemize de neden olabilir. Neden bu ihtimal ağır basar? Çünkü biz özgür olmaya değil, bağımlı olmaya özendirildik!

Hangi özgürlükten bahsediyoruz? Daha ilk çocukluk yıllarında ihtiyacımız olanın anında bize sunulduğu, tökezlememize fırsat verilmeyen toplumlarda büyümüşken, ne zaman istesek ailemize dönebildiğimiz geçmişimiz…Bağımlılık değil de nedir?
Başkası besler, başkası benim yerime düşünür, başkası göğüs gerer. ‘Benim akıllı ve güzel kızım’, şimdi de bir yetişkin ‘koruyucu’dan ‘aferin’ bekler. Çünkü onu elbirliğiyle bağımlı yaptık. Bunun nesi garip? Öyle değil mi?
Büyük büyük alkışlar!

Tagged , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir