Bilmediğini Bilmek En iyisidir – Bilge Kişi

Yıllar süresince taşıdığınız yüklerden QEPR yöntemi ile kurtulun!

Vücudumuza dokunarak kendimizi iyileştirmek mümkün mü? Paul Emery, birçok değişik disiplini bir araya getirerek geliştirdiği QEPR metoduyle …

Yıllar süresince taşıdığınız yüklerden QEPR yöntemi ile kurtulun!

Vücudumuza dokunarak kendimizi iyileştirmek mümkün mü? Paul Emery, birçok değişik disiplini bir araya getirerek geliştirdiği QEPR metoduyle istenmeyen negatif duyguları nasıl depoladığımızı, en kısa, efektif ve kalıcılığı olan bir yol ile huzurlu, sıhhatli, sakin duyguları nasıl ortaya çıkarabileceğimizin yolunun bedenimizden geçtiğini bize gösteriyor. İşte İngiliz Terapist Paul Emery tarafından geliştirilen QEPR metodu ve çalışma biçimi hakkında tüm araştırılanler…

Araştırmalar yaşanan birtakım fiziksel sorunların arkasında çözülmemiş negatif duyguların olabileceğini gösteriyor. Lakin psikoloji dalındaki gelişmeler yoluyla eskisine oranla, istenmeyen negatif duygusal reaksiyonları daha süratli, kolay ve etkili bir biçimde fark edebiliyor. Lakin bazı durumlarda hastalar problemin ne olduğunu, nasıl biçimlendireceklerini, paylaşacaklarını bilemiyorlar. Paul Emery, bir terapist olarak evvellikle problemin ne olduğunu hastaya bakarak ve konuşarak belirliyor. Misal verilecek olursa, birçok insan duygusal yüklere sahip ve geçmişten bazı zaman güncel ters ilişki tecrübelerinden muzdarip. QEPR öfkenin, kıskançlığın, tramvanın, tacizin ve üzüntü gibi duygusal yüklerin temizlenmesinde yardımcı olmayı amaçlıyor.

Paul Emery, kişilerın yeterli araştırma, okuma ve pratik ile kendi kendilerini iyileştirebileceğini düşünüyor. QEPR gibi tekniklerin en güzel yanı da o! “Dünya’nın En İyi Spiritüel Terapisti” ödüllü İngiliz Terapist Paul Emery, “Tabii ki, her zaman bir terapist tarafından yönlendirilmek ve sorumluluk almak iyidir. Bir terapist ne yapmamız gerektiği hakkında bize yardım edebilir.

Bazı zaman kendi iyileşmemiz ve sıhhatimiza yeteri kadar zamanı ayıramayabiliriz yahut tembelleşiriz. Lakin, Pudra.com’da bizi takip eden okuyucularınızın kesinlikle bakabilecekleri pek çok kişisel gelişim kitabi ve Youtube’da da videolar bulunuyor.” diyor.

Yıllar süresince sosyal fobisini yenmek için pek çok metot üstünde çalışan ve sonunda bu probleminu çözen Emery, sonrasında tüm öğrendiklerini bir araya getirerek QEPR sistemini geliştiriyor. Peki bir saatlik terapiyle öfkemizden, fobilerimizden, kaygılerimizden, üzerimizdeki stresten, duygusal yeme olarak tanımlanan aşırı yeme isteğimizden yahut sigara, alkol gibi bağımlılıklarımızdan kurtulmamız mümkün mü? Paul Emery, MÜMKÜN! diyor…

Röportajımıza, Paul Emery’nin uzun yıllara dayanan tekniği hakkında yaptığı şu enteresan sözlerle başlamak istiyorum. Çünkü pek çok insan gibi, biz de geçmiş yıllarımızdan bu yana bizimle gelen ve yaşadığımız her olayın eklenmesiyle git gide ağırlaşan bavullarımızla hayat yolunda daha zor yürümeye mahkum kalıyoruz. Lakin tüm bunlara bir son vermek mümkün. QEPR yahut başka bir teknik fark etmeksizin, kendimize yapacağımız yolculuğun bize katacağı çok şey var. Bu nedenle, bu yahut başka bir yöntem; hangisini seçerseniz seçin, evvellikle yola çıkın. Sonrası çorap söküğü gibi gelecektir…

“Şuana dek işe yaramayan birçok yeni yöntem denedim. Lakin, bahsettiğim teknikler ve yöntemler işe yarıyor ve ben de nasıl işe yaradığını anlamamış olmama rağmen yalnızca uyguladım ve size de bunu tavsiye ediyorum. Yalnızca bu teknikleri uygulayın ve nasıl hissettiğinize bakın!”

Pudra.com: Bize biraz QEPR tekniğinden ve nasıl geliştirdiğinizden bahsedebilir misiniz?

Paul Emery: QEPR – Quantum Emotional Physical Release (Kuantum Duygusal ve Fiziksel Terapisi) bir çok terapi metodunin bir araya getirerek geliştirdiğim bir terapi metodu. 1996 senesinden bu yana terapist olmama rağmen bu terapi şeklini son 20 yılda oluşturdum. Bu yıllarda hastalarımın fiziksel ve duygusal sorunlarının ortadan kalkması için birçok araştırmam oldu. Lakin bu araştırmaları yapmamın ilk sebebi de gençlik yıllarımda evde ve okulda maruz kaldığım zorbalıklardan kaynaklı yaşadığım sosyal fobi, kaygı bozukluğu ve birçok korkulardı.

Bir çözüm yolu için araştırmalarım sırasında dikkat çeken problem de birçok terapi şeklinin, ya zamanının geçmiş oluşu ya çok pahalı oluşu ya da hiç etkili bile olmayışıydı.

Lakin en sonunda tam da aradığım hayat değiştiren çözüm yolları sunan, duyularımızla bir problemi nasıl açıkladığimize bakan NPL (Neuro- Linguistic Programming) metoduyla karşılaştım. Bunun nasıl olduğunu anladığımız zaman belirli duyusal unsurları değiştirip problemin daha fazla bizi rahatsız etmemesini de sağlayabiliyoruz. Bir örnek verebilirim; Sizi rahatsız eden bir düşünceyi düşündüğünüzde, büyük bir ihtimalle bu düşünceye dair aklınızde renkli, büyükçe ve belirgin bir resim oluşturuyorsunuz. Eğer bu düşünceyi ufak, soluk ve siyah beyaz bir hale getirmek için aktif olarak çaba harcarsanız, bu düşünce sizi bir süre sonra rahatsız etmemeye başlayacaktır. Tabii ki başka değiştirilebilecek kısımlar da vardır lakin bu bahsettiğimi deneyip nasıl hissettiğinize bir bakın!

Sonrasında dokunarak yapılan terapiler üstünde çalışmaya başladım. Bunlar EFT (Emotional Freedom Techniques), Energy Psychology ve Dr. Roger Callahan tarafından keşfedilen ilk ve orijinal dokunarak tedavi metodu olan TFT (Thought Field Therapy) oldu.

TFT çok güçlü bir metoddur. 1994 senesinde Ruanda’da ortalama yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu’nun, aşırı uç Hutular tarafından öldürülmesi ile sonuçlanan Ruanda soykırımı mağdurunu iyileştirmek için kullanılmış bir terapi metodudir. Bu sayede birçoğunun geçmişlerini ve travmalarını geride bırakıp iyileşmeye başlamaları sağlanmıştır.

TFT tekniği, sponsorlarından biri olduğum “From Trauma to Peace adlı belgesele de konu oldu.

Bu listeye ekleyebileceğim başka bir teknik ise 6 yıl evvel karşılaştığım oldukça etkili ve güçlü olan Havening teknikleridir. Bu teknikler 15 yıllık nöro bilimsel araştırmalara dayanıyor. Kurucusu Dr. Ronald Ruden negatif duyguların biyokimyasal olarak nasıl depolandığına ve spesifik üst vücut noktalarına bir sıra halinde dokunmanın beyinde ne tür kimyasal aktivasyonlara yol açtığunu araştırmıştır. Bu oluşan kimyasal reaksiyonun bulunması ile hem Dr. Ronal Ruden’ın kendi binlerce hastasının hem de benim kendi hastalarımın belli bir problem üzerine depoladıkları negatif bir düşüncenin kalıcı olarak temizlenmesine yol açtı. Bir yahut iki seanstan sonra hastalar huzurlu ve sakin, problemden tamamen uzaklaşmış hissettiklerini paylaştılar.

İngiliz Kraliyetine taşınan ezber bozan teknik: Havening

Psikolojide Havening tekniğinden “ezber bozan” şeklinde bahsedilir. Yakın bir zamanda bu teknik, Birleşmiş Milletler, New York’ta büyük bir beğeni toplamış ve Londra’daki King’s College’ın psikolojik sorunu süratli bir biçimde hafifletmekteki etkinliğini gösteren, iştaşlar arasında gerçekleştirilen, bir araştırmanın da konusu olmuştur.

Yani anlayacağınız QEPR kendi kendine bir teknik değil, diğer tekniklerin de bir karışımıdır. Bir akış içinde ve sürekli değişiyor, yeniliklere adapte oluyor. Ben de hastalarıma elimden geldiğince daha iyi hizmet sunabilmek için her zaman ses getiren diğer metotlar ve yenilikleri de takip ediyorum.

QEPR ve Akupunktur teknikleri arasındaki temel fark nedir? QEPR metodunu Akupunktur gibi uzun terapi metotlarından daha etkili kılan nedir?

QEPR ve Akupunktur birbirine benzeyen teknikler değil aslını söylemek gerekirse. Akupunktur bir hastanın vücudundaki farklı noktalara yerleştirilen birçok iğne yoluyla uygulanan pasif bir tedavi metodudir. Genel olarak fiziksel iyileşmeyi hedef alan bir tedavidir.

QEPR ise benim ve hastamın etkileşimde olduğu bir metodudir. Bu yöntem hastanın problem üstünde düşünürken benim 6 ya da daha az, spesifik ve güçlü bir biçimde üst vücut akupunktur noktalarına dokunmam yoluyla ya da “Havening” metodu ile kollar, yüz, eller üzerine dokunmamla oluşur. Son olarak “strobe light” denilen terapi metoduni kullanırım. Terapi sonunda hastanın duygusal, psikolojik ve fiziksel sorunlarının giderilmesi hedeflenir.

Bu yöntem ile vücutta dokunulan noktalar ve beynin kimyası arasında ne türden bir ilişki bulunuyor?

Vücutta dokunarak tedavi uygulanan noktaların vücudun erojen ya da duyarlı noktalarıyla bir alakası yoktur. Aksine bu noktalar Antik Çin Meridyen enerji sistemine dayanan akupunktur noktaları olarak kabul edilir. 10 yılı aşkın bilimsel araştırmalar da gösteriyor ki birkaç spesifik akupunktur noktasına dokunmak bile beyinde, duyguların merkezi Amigdala’ya güçlü bir biçimde sakinleştirici sinyaller yolluyor ve bir saatlik bir seansla stres hormonu olan Kortizol’ü %24 oranında azaltıyor. Kısaca belirli bir problemi düşünürken vücuttaki bu belli noktalara dokunursanız duygu durumunuzu negatiften daha sakin duruma sokabilirsiniz ve bu dönüşüm, problemin durumuna bağlı genelde bir yahut iki seans sonunda kalıcı hale gelir.

İlgili haberimiz: QEPR yoluyla ne tür problemler iyileştirilebilir? Bağımlılıklarımızdan ya da fobilerimizden uzaklaşabilir miyiz?

QEPR birçok duygusal, psikolojik ve fiziksel rahatsızlıkları hafifletebilir, bu sayede iyileştirebilir de. Korkulardan fobilere, depresyondan öfkeye, acıdan tramvaya, üzüntü, çikolata bağımlılığından sırt ağrılarına kadar. Bunun yanı sıra ben, ilaçla tedavi yoluyla iyileştirilen şizofreni, psikoz, ya da intihar eğilimi gibi zihinsel bozukluklarla ilgilenmiyorum ve hastalara doktorlarının gözetimi altında kalmalarını öneriyorum.

QEPR metodu aracılığıyla birçok insanın başarıyla sigarayı bırakmasına ve fobilerinden uzaklaşmasına yardımcı oldum. Sigara içen bir insana verebileceğim en basit yardım da birkaç dokunma noktasıyla yapılan tedavinin, bağımlılıkların üstesinden gelmeye ne kadar etkili olduğunu göstermek olur.

Bir diğer yandan Korona virüs kaynaklı pandeminin başlangıcından beri mikroplar ve hasta olma kaygısinin yol açtığı anksiyete bozukluğu ve fobilerde global bir artış söz konusu. Tabii ki, QEPR metodu, yalnızca birkaç seans içinde bu kaygıler, fobiler ya da korkuların süratlica hafiflemesini sağlıyor.

Çikolata, sigara ya da uyuşturucu gibi bağımlılıklar için hangi noktalara dokunabiliriz?

Bağımlılıklar ve fobilerin bazı ortak noktalarının bulunmasının yanında vücuttaki dokunma noktaları aynı değildir.

Dokunarak tedavi, belirli bir seri, sıra ve belirli bir problem üzerine uygulanır. Bağımlılıklar ve fobiler üzerine uygulanan seriler de değişikdir lakin en yaygın uygulanan ve birçok insana yardımcı olan bazı seriler mevcuttur.”

Yeme bağımlılıkları yahut sigara-alkol gibi bağımlıklılıklar için uygulayabileceğiniz QEPR teknikleri için Paul Emery ile hazırladığımız diğer haberimize inceleyebilirsiniz:

İlgili haberimiz:

QEPR tekniğinin yararlarının ortaya çıkmasını zorlaştıracak durumlar oluyor mu? Ne tür negatif durumlar QEPR tekniğini kötü yönde etkileyebilir?

Evet, uyguladığım tekniği negatif yönde etkileyen birkaç durum var. Özellikle beslenme şekli.
Çevresel ve vücuda alınan toksinler kişilerın bu uygulamadan fayda sağlamalarını zorlaştırabiliyor. Toksinler enerji sistemlerini bloke ediyor, bu sebeple de dokunma metodu beyne sakinleştirici sinyallerini gönderemiyor. Lakin bu durum 5% gibi çok az bir oranda rastlanılıyor ve sonunda üstesinden geliniyor.

Sistemi bloke edenlerden bazıları: Parfümler, kuru ve temiz giysiler, çamaşır deterjanları, deodorant, nikotin, buğday, süt ürünleri ve şeker.

“Havening” tekniklerine bakacak olursak, bloke edilemediğini göze çarpıyor. Lakin iki teknik için de söyleyebilirim ki, katılımsızlık, kendim ve terapiler arasında etkileşim olmaması bir engel yaratabilir.

Misal verilecek olursa bir hastama, tedavi sırasında onları anksiyete ve korkularına sürükleyen durumları düşünmesini belirttiğimde bunlar haricinde başka bir şey düşünüyor olursa, bunun sonuncunda uygulama, kurtulmak istediğimiz spesifik duygu üstünde işe yaramayacaktır. Tamamıyla o duygunun üstünde olmalılar ki, rahatlama o zaman yaşanır.

“Havening” e gelince, pek bir şey onun çalışmasını engelleyemez, lakin ilk başta belirgin değilse, temel sorunu bulup serbest bırakmak biraz zaman alabilir ki zaten genel olarak mevcut problemin çözülmesi için, onun daha derin temel sebebine inmek yerine yüzeyde var olan problem üstünden ilerlediğimden böyle bir durum yaşanmıyor.

Misal verilecek olursa biri problemin adını koymakta zorlanıyor, nasıl paylaşacağını bilmiyor… Sorunu tespit edebiliyor musunuz?

Evet, bir terapist olarak daha evvel, problemin ne olduğunu, yalnızca hastaya bakarak ve konuşarak belirlediğim oldu. Bazı zaman hastalar bana geliyor ve problemin ne olduğunu, nasıl biçimlendireceklerini, paylaşacaklarını bilemiyorlar.

Lakin, bu semptomun üstünde çalışabileceğim bir kısmı. Misal verilecek olursa bir hasta bana gelip “tam anlamıyla ne sorun olduğunu bilmiyorum lakin yorgun hissediyorum” diyorsa, yorgunluk üstünden çalışıp ilerleyebiliyorum. Ortada bir problem olduğunun farkında oluyorlar çünkü. Bu sebeple, basitçe o an nasıl hissettikleri üstünde çalışıyorum.

Bu sayede o andaki hisleriyle çalışmaya başladığım taktirde, arkasından, üstünde çalışabileceğim diğer düşünceler ve duygular da beliriyor ve açılmaya başlıyorlar. Bazı zaman bir şey başka bir şeye doğru götürür ve duygularının arkasındaki nedeni buluruz.

Türkiye’de en çok görülen vakalar; obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, panik atak, psikotik bozukluklar. Bunlarla baş etmekte zorlanan biri QEPR’dan fayda sağlayabilir mi?

Psikotik bozukluklar üstünde bir psikiyatrist olarak çalışmak hakkında yetkin değilim lakin QEPR metodunun tabiki diğer durumlarda fayda sağlayabileceğini söyleyebilirim. Kendi görüşüm, psikotik bozuklukla baş eden kişilerın bir sağlık profesyoneli yahut doktorla görüşmesini tavsiye ederim.

Diğer bozukluklarla baş eden kişiler QEPR dan fayda görebilir. Binlerce hastayla çalışmam neticesinde edindiğim tecrübe ile online bir biçimde Zoom ya da Skype yoluyla bile kompulsif bozukluk, depresyon, panik atak yahut her ne o insanı zayıf düşürüp rahatsız ediyorsa, bu semptomları hafifletebilir ya da ortadan kaldırabilirim. Bu, kolay ve etkilidir. Tek yaptığım web kamerası yoluyla basit tedavi süreçlerinde klavuzluk etmek.

Son olarak… Bize en enteresan vakalarınızdan bir örnek verebilir misiniz?

Açıkça söylemek gerekirse, birçok enteresan vaka ile çalışıyorum. Bir tane fiziksel bir tane de psikolojik problem üzerine bana gelen ve uğraştığım iki hastamı anlatacağım.

İlki, 83 yaşında yaşlıca bir kadındı ve kendi oğlu tarafından, annesinin hayatta çok pişmanlığının olduğunu ve buna bir son vermesini istediğini söylemesi üzerine yönlendirilmişti. Ben de en yakın vakitte yardımda bulunabilmemin tek yolunun, annesinin pişmanlık duyduklarının ve üstünde çalışmamızı talep ettiklerinin bir listesini yapmak olduğunu belirttim.

Bu şık giyimli, hoş kadını gördüğümde ise ona listeyi yapıp yapmadığını sordum. Yaptığını belirtti lakin listeye baktığımda duygulara dair hiçbir şey yoktu ve yazan her şey fiziksel rahatsızlıklarıydı.

Şunu belirtmeliyim ki, fiziksel rahatsızlıklar söz konusu olduğunda tedavi metodumun %100 işe yarayacağının garantisini veremiyorum. Bunun yanı sıra psikolojik ve duygusal problemlerde çoğu zaman pek çok insanda %100 işe yaradığını söyleyebilirim.

Fiziksel problemlerde, problemin arkasında yatanları bilmediğimden kişi fiziksel bir hasar almış mı yoksa psikolojik sorunları olan bir insan mı ayırt edemiyorum. Bunun yanı sıra şu ana kadar baş ağrısından migrene, boyundan omuz ağrısına, sırt problemleri, PMS, eklem ağrısı gibi rahatsızlıklar hakkında pek çok insana yardımım dokundu.

Fiziksel problemi olduğunu söyleyen bir hastaya ilk sorduğum soru, kendi doktorlarının bu duruma nasıl bir teşhis koyduğu oluyor. Bu soru, bana doktorun soruna çare bulamaması ya da daha fazla bir şey yapılamayacağını söylemesi gibi durumlar neticesinde açık bir gösterge sunuyor. Bu soruyu sorduktan sonra, kendi fikrim ve deneyimimce hastanın benimle çalışmasında ya da en azından denemesinde kaybedecek bir şeyi olmadığından, kesinlikle bir sorun oluşmayacaktır. Doktor hastada bir problem bulamadıysa, o zaman fiziksel problemin daha derin, büyük bir olasılıkla gizli bir duygusal sebebi olabileceğini gösteren birçok deneysel kanıt vardır. Hepimiz biliyoruz ki, stres ve anksiyete pek çok birçok fiziksel gerilmeye yol açar ve bu zaten var olan fiziksel bir problemin daha kötü hale gelmesine neden olabilir. Misal verilecek olursa, baş ya da bel ağrısı olan bir insanın durumu daha da ciddileşebilir.

83 yaşındaki hastama geri dönersek, listelediği problemlerden hangisinin iyileşmesinin ne kadar zaman alacağını bilmediğimden, onun için önem sırası en yüksek ve yardım etmemi istediği ilk fiziksel problemi bana söylemesini istedim. Bana ellerinden birini gösterdi ve iki yıldır aralıksız, şiddetle titrediğini, gittiği doktorun da buna bir çözüm yolu bulamadığını sözlerine ekledi (Ahha!)
Doktor ona ilaçlı bir tedavi vermiş lakin bu onu yalnızca daha uykulu bir hale getirmiş. Bunun üzerine titreme probleminin onu nasıl engellediğini sordum ve bana, yazı yazmasına, makyaj yapmasına, cep mobil cihazınu kullanmasına engel olduğunu sözlerine ekledi

Herhangi bir fiziksel problemle ilgilendiğim durumda, her zaman ortada ve belirgin olan semptom üstünden çalışırım, bu yöntem, problemi zaten kendiliğinden hafifletebilir. Bu durumda da aynısını yaptım ve direkt titreme semptomu üstünde çalıştım. Tedaviyi hastanın üstünde uyguladım ve bir süre sonra bana elini gösterip bir gelişme var mı söylemesini istedim.

Hiçbir gelişme olmamasının yanında, eli eskisi gibi titremeye devam etmektedu. Bunun üzerine hastaya, yaşadığı fiziksel problem üzerine nasıl hissettiğini sordum çünkü bazı zaman tutunduğumuz hisler problemin uzaklaşamamasına sebep olabilir. Bana elinin titremesi hakkında öfke ve kaygı duyduğunu belirtti ve bunun üzerine çalışmaya başladım. Tekrar tedaviyi uyguladım ve bana elini göstermesini istedim ki hala bir değişim yoktu, en az eskisi kadar şiddetli bir biçimde titriyordu.

Bir sonraki adımım problemin arkasında yatan belli ya da belirsiz duygusal bir sebep olup olmadığına bakmak oldu. Eklemeliyim ki, binlerce hasta üstünde iştaşlarım ve benim de yaptığım araştırmalar neticesinde, bir tek o olmasa bile, genel olarak fiziksel bir problemin arkasında öfke duygusunun yattığı fark edilmiştir.

50 yıl evvel eşim, çocuklarımı ve beni terk etti!

Bundan dolayı hastama, hayatında onun öfke duymasına sebep olan bir durum olup olmadığını sordum. Bu yıl yahut daha evvelki yıllarda da yaşanmış olabilir.

Soruma hiç beklemeden “evet!” yanıtını verdi. “50 yıl evvel eşim, çocuklarımı ve beni terk etti. Bizi öylece bıraktı ve bundan dolayı ona hala öfke duyuyorum.” Dedi. 0 ve 10 arasında öfke oranını sorduğumda ise bana “10+!” yanıtını verdi.

Zamanında eski eşine, hissettiklerini anlatan bir mektup yazmayı bile aklından geçirmiş olduğunu sözlerine ekledi Sonrasında ben de ona bu mektubu yazıp yazmadığını sorduğumda, yazmadığını lakin bundan pişmanlık duyduğunu çünkü ona hala öfkeli olduğunu sözlerine ekledi Ben de bunun üzerine hastanın titreme problemine yardımcı olup olmayacağını bilmeden, eski kocasına hissettiği öfke duygusu üzerine çalıştım ve bu duyguyu serbest bıraktık.

Tedaviyi bitirdiğimde, duyduğu öfke oranının ne kadar olduğunu sordum ve bana eski eşini düşündüğünde, “öfke oranım 0. Artık çok da umurumda değil, uzun bir zaman evvelydi.” Yanıtını verdi. Bunun harika olduğunu belirttim ve eline baktığımda artık titremiyordu. Çok şaşkındı, ben de öyle.

Bu yaşadığım unutulmaz deneyim, kendi terapi metodumun ne kadar etkili ve güçlü olduğunu ve öfkenin, vücuttan serbest bırakılmadığında nelere yol açabileceğini gösterdi. Bu durum öfkeye tutunmamanın öneminin bir kere daha önemini vurguluyor. Öyle değil mi?

Travma sonrası uykusuzluk ve kabuslar…

Duygusal problem üzerine bana gelen ve söz etmek istediğim hastam ise geçmişte, savaşta 15 yılını geçirmiş bir adamdı. Ne yazık ki savaşın sonlandığı zamandan o zamana nizami bir uyku bile çekemiyordu. Her gece uykusundan geçmişi gösteren sahnelerle dolu kabuslarla, soğuk ter, kaygı içinde uyanıyordu.

İlk yaptığı, bir doktora gitmek olmuş ve PTSD (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) teşhisi konarak, ilaçla tedaviye başlatılmış. Bana geldiğinde ise, gittiği doktorun yaptığı tedavinin bir işe yaramadığını, bazı zaman onu daha kötü yaptığını belirtti ki onu ilk gördüğümde korkunç bir haldeydi.
Bu spesifik vakayla ilgili en enteresan şeylerden biri de hastanın İngilizceyi zar zor konuşabiliyor olmasıydı. Durumla ilgili genel bir fikrim olmasına karşın, konunun içeriği hakkında bir bilgim yoktu. İyi ki de olmamış, bu sayede, yalnızca hissettiği duygular üstünde rahatça çalışabilme şansım oldu.

Bi̇rli̇kte 3 seans çalıştık. O günden beri, artık kabus görmediğini, panik ataklarının sonlandığıni ve kaygı gibi duygularının ortadan kalktığını sözlerine ekledi Daha evvel doktoru tarafından verilen ilaçlı tedaviyi de yavaş yavaş bırakabilmeye başlamıştı.

Terapi metodum bütünüyle hayatını değiştirmişti. Daha sakin, özgüvenli, huzurlu bir insana dönüşmüştü. En mühimsi de savaş hakkında bir düşünce aklından geçmeden uykusunu kolaylıkla alabiliyordu. Sonuçlardan çok tatmin kalmıştı.

Bir insana yardımcı olup, hayatını, daha sonra da etkileyen, pek çok travmadan böylece kurtulabildiği bir süreci izlemek ve yaşamının tekrardan huzurlu ve normal bir hale gelebildiğini görmek benim için çok tatmin ediciydi. Bu tür sonuçlar işimi çok değerli kılıyor. Bu tür işleri çok seviyorum. Kim sevmez ki!

Suallerımı, Paul Emery’ye ve bize bu röportajı yapmamız için aracı olan PR Fit ekibine teşekkürlerimizi sunarak sonlandırıyorum. Başka enteresan röportajlarda görüşebilmek dileğiyle.

Facebook'ta Takip Et

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ