Bilge kişi: Faydalı ve işinize yarar bilgilerden oluşan güncel paylaşımlar yapan bilgi portalı. Bilge kişi kimdir?, Bilge kime denir?

Aşı mı antikor mu? Antikor aşısı nedir?

Osman Müftüoğlu, küresel bir probleme dönüşeceği tahmin edilen “AŞI KAVGALARI”nın nedenini ve detayları merak edenler için detaylıca anlattı.

Hemen hemen her hafta önümüze yeni bir aşı seçeneği konuyor ama ihtiyacın yeterince karşılanamayacağı, üretimin talebe yetmeyeceği şimdiden belli.. Küresel bir soruna dönüşeceği anlaşılan “AŞI KAVGALARI”nın nedeni de bu zaten.

Biliyorsunuz, son kavga Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık arasında patladı. Devreye Britanya Kilisesi bile girdi ve kavgayı yatıştırmak yerine yangına körükle gidip Avrupa Birliği’ni ayıpladı! Birleşik Krallık Anglikan Kilisesi’nin “COVID-19 aşısının ihracatını kontrol etme çabası AB değerlerinin altını oyuyor” açıklamasını yapması önemli. Kısacası, aşı savaşlarının büyüyeceği kesin. Mevcut aşılara yenileri eklense bile üretim şimdilik küresel ihtiyacın tamamını karşılamaktan çok uzak. Durum böyle olunca da imkânı olan ülkeler yeni çözümlere yöneliyor. O çözümlerden kişinin de “MONOKLONAL ANTİKORLAR” olduğu anlaşılıyor. Özetle “Ceket bulamadık, gömlek verelim mi abi?” şeklinde bir durumla yüz yüzeyız. Önümüzdeki günlerin aktüel sorularından kişinin “Aşı eksikliğini antikorlarla giderebilir miyiz?” olacağı anlaşılıyor. Peki, bu mümkün mü? Detaylar için buyurun…

İLK ADIM ALMANYA’DAN

VATANDAŞINA yeteri kadar aşı temin edemeyenler yalnızca fakir ülkeler değil. Zengin ülkeler de aynı sorunu yaşıyor. Mesela Almanya fena halde sıkışmış durumda. Alman Sağlık Bakanı Jens Spahn, en kaliteli ihtimalle büyük bir olasılıkla mart ayı içinde makul miktarda aşıyı lakin temin edebileceklerini söylüyor. Bundan Dolayı de Almanya elindeki seçenekleri çoğaltmak istiyor. Gelen haberlere bakılırsa, Almanya hükümeti daha şimdiden aşı yerine kullanılmak üzere 200 bin doz “monoklonal antikor” stoklamış durumda. Sağlık Bakanı Jens Spahn, “gelecek haftadan bu yana monoklonal antikor kullanımına başlayacaklarını” bildirdi ve “Bu uygulama basit bir aşı işlevi görüyor, hastalığın erken aşamasında kullanıldığında özellikle yüksek risk grubundaki hastalarda, hastalığın daha ağır sonuçlar yaratmasını engelliyor” dedi. Bu çözüm diğer ülkeler için de söz konusu olabilir mi? Biraz zor görünüyor. Zorluğun sebebi ise şu cümlede saklı: ALMANYA HÜKÜMETİ 200 BİN DOZ MONOKLONAL ANTİKOR İÇİN 487 MİLYON DOLAR PARA ÖDEMİŞ! Kısacası antikor hakkında da “Parası olan düdüğü çalacak!” gibi görünüyor.

Ayrıca Bakınız.  Gaziantep'te vücudu çürüyen kardeşler yardım bekliyor!

DETAY 2
ANTİKORLARA GÜVENELİM Mİ

İSTERSENIZ gelin, önce “Antikor nedir? Monoklonal antikorlar neden daha mühimdir?” sorularına yanıt arayalım. Herhangi bir virüs vücudumuza girdiğinde B lenfositlerimizin (bağışıklık hücrelerimiz) ürettikleri koruyucu maddelere “ANTİKOR” deniyor. Farklı B lenfositleri, farklı antikorlar üretiyor. O antikorlar virüslerin dış yüzeyine yapışarak onları hareketsiz hale getiriyor. Neticede de bu virüs hücrelerimize giremiyor, bizi hasta edemiyor.

DETAY 3
MONOKLONAL ANTİKORLARIN FARKI NE

B lenfositlerimizin ürettiği antikorların en güçlüleri “TESİRİZLEŞTİREN/NÖTRALİZE EDEN ANTİKORLAR”dır. Bu antikorları diğerlerinden ayrıştırmak, içlerinde en güçlü, çalışkan, başarılı, olanları belirlemek ve bunları laboratuvar koşullarında çoğaltarak büyük miktarlarda üretebilmek de mümkündür. Böylece elde edilen antikorlara “tek bir antikor üretici hücreden klonlandıkları” için “MONOKLONAL ANTİKORLAR” adı veriliyor. Bunlar adeta birkişinin kopyası antikorlardır ve her seferinde/daima bizi hasta etmeye çalışan belirli bir virüsün sabit bir kısmına yapışarak onu tesiriz kılarlar. Zaten bundan dolayı de tedavi maksadıyla kullanıldıklarında “muhteşeme yakın” sonuçlar sağlarlar. Bu antikorları geçici de olsa korunmak için aşı yerine kullanmak mümkün olabiliyor.

DETAY 4
ELİMİZDE MONOKLONAL ANTİKOR VAR MI

BAZI ilaç firmaları “yeni koronavirüse özel” monoklonal antikor üretmeyi başardılar. Mesela Eli Lilly ilaç firması bunlardan biri. Firma ürettiği monoklonal antikor için Amerikan ilaç otoritesi FDA’dan “hızlandırılmış bir izin” de aldı. Bunun yanı sıra bir başka firma ABD’li Regeneron firması ürettiği iki monoklonal antikorlu kokteyl bir ilaçla “Yarışta ben de varım” dedi. Hatırlayalım, geçtiğimiz ekimde ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın nasıl tedavi edileceğinde de Regeneron’un ürettiği bu iki antikorlu ilaç başarıyla kullanıldı. Ve yeniden altını çizelim: ANTİKOR KLONLAYARAK ELDE EDİLEN BU GRUP İLAÇLARIN MALİYETLERİNİN ÇOK YÜKSEK OLACAĞI, BUNDAN DOLAYI DE AŞI TERCİHİNİN DAİMA BİRİNCİ PLANDA TUTULMASI GEREKTİĞİ son zamanda de gündeme getirildi.

Ayrıca Bakınız.  Türkiye oyunun kurallarını değiştirdi!

DETAY 5
PEKİ, NETİCE NE

BANA göre, aşı savaşlarının neticelerini tek cümlede özetleyebiliriz: “BU PİLAV DAHA ÇOK SU KALDIRIR!” Bu savaş kolay kolay neticelenmez. Gelişmelere bakılırsa bugün Avrupa Birliği ile İngiltere arasında başlayan “aşı itiş kakışı”, yarın AB’nin kendi içerisinde patlayacak. Büyük bir olasılıkla Fransa ve Almanya “Önce biz!” diyecek. Bu gelişmeye anında ve şiddetle İtalya ve İspanya “Olmaz arkadaş!” feryismiyle itiraz edecek. Bitmedi: Sonrasında da devreye Polonya, Slovenya, Çekya, Macaristan, Bulgaristan girerse kimse şaşırmayacak.

SONUÇ ŞUDUR
ANTİKORLAR ÇOK PAHALI

SORU şu: Monoklonal antikorlarla aşıdaki eksikliği tamamlamamız mümkün mü? Almanya’nın “yalnızca 200 bin doz için 500 milyon dolara yakın para ödediğini” Alman kamu yayın kuruluşu Deutsche Welle’den öğrendik. Eğer bu bilgi gerçekse – ki doğru- aşı eksikliğini antikorla tamamlamaya Almanya’nın bile gücünün yeteceğini zannetmiyorum. Kısacası aşı eksikliğini antikorlarla kapatamayız. Aşı kavgalarının üstünü monoklonal antikorlarla örtemeyiz. Ama yine de bilelim ki monoklonal antikorlara sahip olmamız özellikle “tedavi yönünden” bilhassa toplu organ yetmezliği olan hastalarımız için muazzam bir avantaj olabilir.

(NOT: bbc.com’dan yararlanılmıştır.)

KESİP SAKLAYIN
ÇÖP TAKVİYELERE HAYIR!

TAKVİYELER rahatsızlıklardan korunmada kullandığımız önemli ve faydalı seçenekler. Ne var ki doğru takviyeye ulaşmak ve çöp takviyelerden uzak kalabilmek pek kolay değil. Biliyoruz ki takviyelerin içerisindeki aktif maddeler çok önemli. Eğer doğru içeriği olan bir takviye bulamıyorsanız paranız da zamanınız da boşa gidebiliyor. Neticede de bedenleriniz bir takviye çöplüğüne dönüşebiliyor. Peki, doğru takviyeler neler? İşte bazı örnekler…



Cevap bırakın